1 Ağustos 2011 Pazartesi

Futbolun Değeri Ne Kadar ?


Bizler belki de futbolun en güzel zamanlarını sadece belgesellerde, anlatılan hikayelerde veya kitaplarda okumuş olan futbol severlerin temsil ettiği bir nesiliz. Fakat bu bizim futbola olan sevgimizin daha az olduğu anlamına gelmeyecektir. Fakat ne yazık ki bizler, futbolun güzelliğinin değil sadece ne kadar getirisinin olduğunun önemsendiği bir dönemde futbol izlemeye çalışarak belki de boşa kürek çekiyoruz.

Futbolun yeşil sahalarda değil, arkaplanlarda masabaşında kazanıldığı bir dönemde, Messi ve Ronaldo gibi futbol yetenekleri ile sönmek olan futbol ateşimiz bir nebze canlansa da, Cruyfflerin, Rijkaardların, van Bastenlerin, sambacıların, tangocuların, Pele'nin ve Maradona'nın kısacası futbolu futbol yapan kadife kramponlu fakat bir o kadar da büyük yıldızların yaptıklarını görememiş olmak en büyük üzüntü olacaktır belki de. Fakat hala bu endüstriyelleşmeye kafa tutan bizim ve tüm bu çağa direniş gösterenlerin düşüncelerini savunan futbol adamlarının olması bizi mutlu etmiyor değil. Arséne Wenger, Sir Alex Ferguson gibi büyük hocaların bu direnişi ise ibret alınacak cinsten gerçekten. Mütevazilikten yana olan ve kendi yağında kavrulan bir Arsenal, işte sırf bu yüzden Manchester City gibi paranın satın alabileceği en büyük takımdan daha çok zevk veriyor bize. Veya Fergie'nin adını dahi duymadığınız bir oyuncuyu bir sezon içinde futbolun zirvesine taşıması gibi. Belki de bu 1-2 küçük ayrıntı bugün hala futbolun en büyük kültürel etken olmasında, milletlerarası küresel bir araç olmasında en büyük etken. Bunu parayla satın almaya çalışmak ise gaddarlıktan öte değildir. Zira bu yapılan, futbol ruhumuzu gasp etmekten başka bir şey değil. Ne yazık ki bunun önüne geçmekte her geçen gün daha da zorlaşıyor. Arap Sermayesi'nin futbola attığı en küçük adım bile bizi daha da derinlere itiyor.

Ne olursa olsun, futbolun kadife kramponlu adamların ellerinde olduğu, masabaşında değil de yeşil sahalarda kazanıldığı, kazandığında veya kaybettiğinde hep birlikte olan adamları izlemek istiyoruz biz. Sahada bir makine olmaya çalışan adamlar değil de, dans edercesine oynayanları izlemek belki de bir dilekten öteye gitmeyecek. Umarız bir gün, bu yıkıma dur diyebilecek kadar güçlü, ve ilk günki futbol hevesimizle dolu oluruz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder